ARAMA MOTORU
© COPYRIGHT
Bu sitenin tasarım ve içerik hakları Sn. Mustafa AYDIN ve sitedeki TarımNet / Sayfayı Hazırlayanlar bölümünde ismi yazılı olan kişilere aittir. İzinsiz, para karşılığında kullanılamaz, kopyalanamaz ve dağıtılamaz.
DİĞER SİTELER
Volkan Derinbay
Fotokompozisyon
Briç Dersleri
Hititler
Web Dilleri
Buffy
AGV

Domain
 
TarımNet / Su Ürünleri /
        


1. Tarla balıkçılığı

1.1. Yer seçimi ve toprak yapısı
1.2. Su Kaynağı ve Suyun Özellikleri
1.3. Havuzların Planlanması ve Yapımı
1.4. İşletme Tipleri ve Yapılar

Denizlerde, göl ve nehirlerde yapılmakta olan balıkçılık ve balık avcılığı yanında, insan eli altında kontrollü olarak havuzlarda veya bu amaçla kullanılabilecek yerlerde yapılan balık yetiştiriciliğine tarla balıkçılığı denilmektedir, insanlar tarafından her zaman aranan ve istekle tüketilen su ürünleri, özellikle balık eti, gelişen tenolojiye rağmen avcılık yolu ile yeterince sağlanamadığından, Balık Ziraatı diyebileceğimiz bu tür yetiştiricilik uzun yıllardan beri birçok ülkede yaygınlaşmış ve geliştirilmesi üzerinde yoğun çabalar sarfedilen bir üretim dalı haline gelmiştir. Ülkemizde de balık yetiştirme girişimleri her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle pratik balık yetiştirmenin tanıtılması ve bu konudaki uygulamaya yönelik özet bilgilerin girişimcilere ulaştırılması önem kazanmıştır.

Tüm tarımsal üretim dallarında olduğu gibi tarla balıkçılığı doğal koşullara (iklim, toprak yapısı, su özellikleri vb) doğrudan bağımlıdır. Karada yetiştirilen evcil hayvanlarda olduğu gibi farklı balık türleri de değişik barındırma, bakım ve beslenme isteklerine sahiptirler. Bu nedenle doğal koşullar yanında ele alınan balık türünün biyolojik istekleride dikkate alınarak yetiştirmenin planlanması zorunludur. Buna ilaveten yöresel olarak değişen pazar istekleri ve pazarlama imkanlarıda incelenerek planlanıp kurulacak bir tarla balıkçılığı işletmesi, yetiştiriciye arzu edilecek geliri sağlayabilir.

Tarla balıkçılığı içinde sazan yetiştirme en yaygın olanıdır.. Bunun nedenlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz :

  1. Sazan toprak tabanlı havuzlarda yetiştirildiğinden havuz yapım masrafları azdır.
  2. Yemleme zorlukları yoktur. Her çeşit yemleri iyi değerlendirmekte ve bu nedenle büyütme giderleri düşük olmaktadır.
  3. Yavru temini ve üretimi kolaydır.
  4. Ilık, durgun ve bulanık sulardan fazla etkilenmez. Sadece havuzları dolu tutmak, sızıntı ve buharlaşma ile kaybolan suyu takviye etmekle uygulanabilir. Bu nedenle işletmenin fazla su gereksinimi olmamaktadır.
  5. Çabuk ve hızlı büyümekte, bu nedenle kısa sürede pazarlanabilmektedir.
  6. Hastalık ve parazitlere karşı dayanıklılığı fazladır, üretim sırasında kayıplar fazla olmaz.
  7. Tarımla geçinen aileler için kullanılamayan batak, sazlık, tuzla gibi su imkanı olan arazilerde yapılarak gelir kaynağı yaratmaktadır.

Sazan yetiştirme amacı ile bir işletme kurulurken, balığın biyolojik isteklerine uygun olarak toprak ve su özelliklerinin incelenmesi, havuzların kullanıma uygun.ve ihtiyaca yetecek sayıda inşa edilmesi gereklidir. Bu konuda yardımcı olabilecek bilgiler özet olarak aşağıdaki bölümlerde açıklanmıştır.

1.1. Yer seçimi ve toprak yapısı
[Konu Başlığı] [Sonraki Konu]

Sazan genellikle toprak tabanlı havuzlarda ve göletlerde yetiştirilmektedir. Taban toprağından dolaylı olarak yararlanması nedeniyle, havuzlama için çoğunlukla verimli araziler yerine, tarımsal üretimde ekonomik olarak kullanılmayan düşük verimli yerler seçilir. Böylelikle düşük verimli alanlar ekonomik bir şekilde değerlendirilmiş olmaktadır. Az meyilli arazilerin seçilmesi, su akışı ve boşaltmanın doğal cazibe ile yapılabilmesi yönünden çok yararlıdır. Düz, meyilsiz arazilerde yapılan havuzlarda su akışı ve çoğunlukla boşaltma için enerji (Elektrik-yakıt) ihtiyacı doğmakta ve küçümsenemeyecek masraflar getirmektedir. Planlanacak tesis için bunun önceden mutlaka dikkate alınması gerekir.

Genellikle ağır ve killi topraklar havuz yapımına daha uygundur. Kumlu ve geçirgen topraklar fazla su kaybına neden olmaktadır. Zeminde karınca, tarla faresi, köstebek yuvaları ve büyük ağaç köklerinin bulunması da arzu edilmez. Aşırı kireçli ve düşük asitli topraklar sazan yetiştirmeye uygun değildir. Toprak pH' sı 6.5-8 arasında olan yerler çok uygun değildir. Tesis kurmadan önce alınacak toprak örneklerinde yapılacak analizlerle bu konuda fikir sahibi olunmalıdır.

Yer seçiminde, toprak özellikleri yanında işletmenin ulaşım ve taşıma işlerinide gözönüne almak gerekir. Ana yollara yakın olan yerler bu konuda büyük kolaylık sağlar. Ayrıca ana yola bağlantılı

ara yollardan da yararlanma düşünülebilir. Diğer yandan elektriği mevcut olan veya kolaylıkla elektrik hattı sağlanabilecek bir yer seçmek işletme için yarar sağlar. Bu sorunların sonradan çözümü güç ve masraflı olmaktadır. Diğer yandan havuzlama yapılacak yerin su taşkınlarından mutlaka uzakta olması ve korunması gerekir, aynı zamanda sürekli ve şiddetli hakim rüzgarlara açık olmamalıdır. Özellikle sel sularının ulaşabileceği yerler işletmenin tamamen yok olmasına neden olabilir. Bu bakımdan taşkınlar ve sel sularının uzak olduğu yerler seçilmelidir. Tarla balıkçılığı işletmesi kurarken önceden bilinmesi gereken bir konu da pazarlama imkanlarıdır. Üretilen ve yetiştirilen balıkların kolayca pazarlanabileceği ve talebin fazla olduğu yerler işletmeye ekonomik yönden büyük yararlar sağlar.

1.2. Su Kaynağı ve Suyun Özellikleri
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Tarla balıkçılığına başlarken dikkate alınacak en önemli konu, yıl boyunca işletmeye yeterli ölçüde su sağlanmasıdır. Bu amaçla akarsulardan, göl sularından, kaynak sularından (doğal kaynaklar, artezyen ve kuyular), sulama kanallarından yararlanmak mümkündür. Çok yağış alan bölgelerde yağmur sularından yararlanmakta imkân dahilindedir. Havuzlara alınacak suyun organik kirli artıklarla, sanayi artıkları ve kanalizasyonlarla karışmamış olması gerekir. Bu gibi kirli sular balıklara büyük ölçüde zarar vermekte ve büyük kayıplara neden olmaktadır. Sulama kanallarından yararlanılarak kurulacak işletmeler içinde en büyük sorun, kanallarda suyun tarımsal üretime bağlı olarak yılın her ayında düzenli akmaması olmaktadır. Özellikle Ekim-Nisan ayları arasında su temini çok güçleşmektedir. Bu gibi işletmelerin ikinci bir yedek kaynağa sahip olması gerekir.

Doğal su kaynakları da benzer şekilde yılın belirli dönemlerinde (özellikle yaz sonlarında) kesilmekte ve havuzlar susuz kalmaktadır. Yer altından motor yardımıyla çekilen sularda belirli ölçüde enerji masrafları getirmektedir.

Temiz akarsulardan alınacak su yanında yıl boyunca devamlı akan doğal su kaynakları sazan yetiştiriciliğinde en uygun olanıdır.

Tarla balıkçılığında yeterli su denince havuzların yıl boyunca dolu tutulması ve balığın isteklerine uygun ölçüde sürekli bir su akışının (devrinin) sağlanması anlaşılır. Havuzların su tutması toprak yapısı ve iklim ile yakından bağımlıdır. Geçirimsiz, yağışlı ve nemli bölgelerde sızıntı ve buharlaşma kayıplarını önleme için 1 lt/sn. su bir hektar alan için yeterlidir. Sıcak bölgelerde ve geçirimli topraklarda bu artar. Bu konuda tek bir rakam vermek güç olmaktadır. Örneğin Ege bölgesinde toprak sızıntısına bağımlı olarak 2-5 it/ sn. su gerekli olmaktadır. Havuzlardaki su akışı ise balık tür ve stok yoğunluğuna bağımlıdır. Havuzda biriken organik artıkların atılması, oksijen sağlanması ve taze su gereksiniminin karşılanabilmesi için bir hektar su sahasına 3-5 It/sn su akışı gerekli olmaktadır. Böylece toplam olarak nemli yağışlı bölgelerde hektar alana 4-6 It/sn, ılıman ve kurak-sıcak bölgelerde 5-10 it/sn toplam su miktarı gereklidir. Havuzlardaki balık stok yoğunluğu arttığı ölçüde su akışınında arttırılmasında yarar vardır. Ege Bölgesi koşullarında yıllık hektar alana 5-7 ton sazan üretimi için 7-8 It/sn su akışı gerekli olmaktadır.

Yeterli su akışı yanında, suyun fiziksel ve kimyasal özellikleri yetiştirme için çok önemlidir. Bu özelliklerin önceden kontrol edilerek bilgi sahibi olmak ve planlamayı buna göre yapmak gerekir. Balığın biyolojik isteklerine uygun olmayan bir su ortamında başarılı yetiştirme beklemek imkânsızdır veya bunları gidermek çok masraflı olmaktadır.

a) Su sıcaklığı; Balıklar soğukkanlı canlılar olması nedeniyle metabolizma (yem alımı ve yem değerlendirme) ve dolayısıyla gelişme doğrudan su sıcaklığına bağlıdır. Sazan balığı en uygun olarak 22-23 derece su sıcaklığında yem almakta ve gelişmektedir. Genel olarak 15°C su sıcaklığında yem alımı başlar fakat sürekli olarak 15-20°C arasında bulunan sularda arzu edilen gelişme sağlanamaz. Su sıcaklığının 27-28°C kadar yükselmesi gelişme ve yem alımı üzerinde fazlaca olumsuz etkiler yapmamaktadır. Daha yukarı sıcaklıklarda balık rahatsız olmakta ve yem alımı sekteye uğramaktadır.

Su sıcaklığının 15°C altına düştüğü dönemlerde yemleme yaparak gelişme beklemek mümkün değildir. Bu genellikle kış aylarına rastlar ve yemleme yapılmaz. Bu bakımdan kış döneminin kısa geçtiği bölgeler (örneğin Ege Bölgesi) sazan yetiştirmeye daha uygundur. Çünkü bu yörede 20-22°C arasında göçen dönem 7-8 aya ulaşmaktadır. Havuz suyunun sıcaklığı su termometresi ile kolayca ölçülebilir. Kış ayları sona erip, ilkbahar başlangıcında (Mart-Nisan) su ile dolu olan ve besiye alınacak balıkların bulunduğu havuzlarda su sıcaklığı günü gününe sürekli olarak ölçülebilir. Bu kayıtlar yemlemeye başlangıç zamanının ve yemleme miktarının planlanmasında çok yardımcı olmaktadır. Besi dönemi içinde (yaz aylarında) su sıcaklığını haftada 2-3 kez kontrol etmek yeterlidir.. Besleme döneminin sonlarına değin bu kontroller tekrar sıklaştırılır. Tüm su sıcaklığı kontrol kayıtlarının tarihleri ile beraber bir defterde toplanmasında yarar vardır.

b) Suyun pH değeri: Bu değer suyun nötr, asitli ve alkali (bazik) olduğunu gösterir. pH değeri yaşam ve su canlılarının gelişmesi açısından çok önemlidir. Farklı tür balıklar değişik pH sınırları içinde uygun yaşam gösterirler. Genel olarak düşük ve yüksek pH değerleri balıklar için zararlı ve neticede öldürücüdür. pH değerinin 6.5-8 arasında bulunması en uygun yaşama ortamı olarak kabul edilir. Sazan da bu değerler arasındaki sularda sn iyi gelişmeyi göstermektedir. 4.5-5 arasındaki pH değeri ve 10.8 pH den büyük değerler sazanlarda öldürücü olmaktadır. 5-6.5 ve 8-10.9 pH değerleri arasında ise sazan rahatsız olmakta, beslenme bozuklukları başlamakta ve buna bağlı hastalıklar meydana gelmektedir.

Suyun pH değeri devamlı sabit kalmaz. Sudaki kireç miktarı ve su bitkilerinin yaşam faaliyetlerine bağlı olarak sürekli değişme gösterir. Aynı zamanda toprağın asitlik derecesi ve su akış miktarı pH değişmeleri üzerinde etkendir. Çoğu zaman ilkbaharda su altı bitkileri, fitoplanktonlar ve alglerin havuz suyu içinde çok artması pH değerinin fazlaca yükselmesine neden olmaktadır. Zaman zaman bu bitkisel organizmaların havuzlardan temizlenmesi ve alınması gerekir. Kireç bakımından fakir sularla beslenen ve asitli topraklarda kurulan havuzlarda ise pH değeri sürekli düşmeler göstermektedir. Sudaki çözünmüş kireç miktarı azaldıkça pH değişimleri büyük olmaktadır, aksi halde sudaki kireç miktarı fazla ise pH az değişiklik göstermektedir. Sudaki pH değerinin azalması havuzda kireçleme yapılarak düzenlenebilir. Bu nedenle havuz suyunda sürekli olarak pH kontrolünün yapılması gereklidir. Bu amaçta pratik test kağıtlarından ve indikatör çözeltilerden yararlanılabilir. pH ölçümü için küçük taşınabilir elektronik cihazlardan (pH metre) da yararlanmak mümkündür. Bu aletlerin kullanılması çok kolay ve pratiktir. Özellikle büyük işletmelerin pH metre bulundurması yararlıdır.. Su ürünleri Yüksek Okulları ve Su Ürünleri Bölge Müdürlüklerinde de her zaman su örneklerinin pH kontrolü yaptırılabilir.

c) Suyun Sertliği: Su asit ve bazlığını bildiren pH değeri yanında suyun sertliği bilinmesi gereken önemli bir su kriteridir. Genel olarak bu değer Alman sertliği veya Fransız sertlik birimi olarak ifade edilir. Bu değerler birbirine dönüşmektedir. Fransız sertlik birimi olarak bulunmuş değeri 0.56 rakamı ile çarparsak suyun Alman sertlik birimi olarak değerini bulmuş oluruz.

Kireçli ve dolamit kayalardan oluşan bölgelerden gelen sular serttir ve bu suların Alman biriminden sertlik derecesi 25° ve daha yukarı olmaktadır. Orta sert (vasati) sularda sertlik 8° -15° Alman sertliği düzeyindedir. Yumuşak suların sertlik derecesi 1-3 Alman sertliğine kadar düşmektedir. Genellikle akarsular, yeraltı sularından daha yumuşaktır. Balık yetiştiriciliğinde suyun sertliğini SBV değeri ile ele alabiliriz. SBV değeri suyun asit bağlama gücünü göstermektedir ve bu birim sudaki erimiş kireç (CaO) miktarını ifade eder. Sudaki erimiş kireç (CaO) miktarı havuzdaki canlı organizmaların gelişmesini doğrudan etkilemektedir. Havuzdaki canlı yem kaynaklarının çoğalması ve gelişmesi için havuz suyunda yeterli çözünmüş kireç bulunması gerekir. Bu değer yaz aylarında ilkbahara nazaran daha fazla olmaktadır. Suların ısınması ile taban çamuru daha fazla CO2 üretmekte ve bunun etkisiyle kireç rezervleri çözünerek sudaki çözünmüş kireç (CaO) artmaktadır. Bu nedenle yumuşak sularda ilkbahar kireçlemesi daha fazla önem kazanır.

SBV değerinin ölçülmesi

100 cm3 su örneği alınır ve içerisine 2-3 damla %0.1'lik metil oranı (indikatör) damlatılır. Bu karışım 0.1 N HCI (1/10'luk Hidroklorik asit) ile titre edilir. Renk dönüşümünde (soğan sarısı rengine) titrasyona son verilir. Şayet 2 mi HCI sarfiyatı bulunursa. SBV değeri 2 demektir 1 SBV değeri suyun litresinde 28 mgr çözünmüş kireç (CaO) bulunduğunu göstermektedir. Şayet bulunan SBV değerini 2.8 rakamı ile çarparsak suyun Alman sertliği olarak değerini buluruz. 1 SBV değeri 28° (Alman sertliği derecesini) gösterir. Fransız sertliği olarak bulmak için SBV değerini 5 rakamı ile çarpmamız gerekir Tarla balıkçılığında SBV değerinin 2-4 arasında olması ideal kabul edilir. SBV değeri 2'den aşağı olan sular yumuşak sulardır. Bu değerin 5-6 dolaylarında olması suyun sert olduğunu gösterir. Bu sularda balık yetiştirmek mümkündür. Fakat verim biraz düşük olabilir. SBV değeri 7 ve daha yukarı bulunur ise su çok kireçli ve çok sert demektir. Bu sularda balık üretimi konusunda çok dikkatli olunmalıdır. Sert sulardan yararlanarak balık yetiştirme işletmesi kurmaktan kaçınmak gerekir. Zira birçok problemleri beraberinde getirebilir. SBV değerinin 8-10 düzeyinde bulunması halinde kesinlikle balık yetiştiriciliğinde kullanılamaz. Burada bir konuya daha dikkat etmek gereklidir. Eğer su kaynağı kireçli araziden gelmiyorsa, SBV değerinin yüksek çıkmaması gerekir. Buna rağmen SBV değeri 4'ün üstünde bulunuyorsa suya organik kirli artıkların karışmış olması muhtemeldir.

d) Oksijen : Balıklar ve suda yaşayan diğer canlılar solunum için sudaki erimiş oksijeni kullanırlar. Balığın yaşam için mutlak gerek duyduğu Oksijen miktarı ve tüketimi bir çok faktöre bağlı olarak değişmeler gösterir. Küçük sazanlar büyüklerden daha fazla oksijene gerek duyar. Havuzlardaki balık sıklığı, aktivite, yemleme (yem değerlendirme) ve su sıcaklığı oksijen tüketimini etkiler. Sakin halde bulunan 100gr. tık bir sazanın O2 tüketimi sıcaklığın yükselmesi ile beraber artmaktadır.

  • 10 °C da 17 mg/kg - saatte
  • 15°Cda 31 mg/kg-
  • 2o°C da 50 mg/kg -
  • 25°Cda 72mg/1
  • 30°Cda 105 mg/kg -

Balığın hareketlerinin artması (aktivite) ve yem alımı oksijen tüketimini arttırır. Çünkü metabolizma için sürekli, oksijen gereklidir.

Sazan yetiştiriciliğinde kullanılan sularda erimiş oksijen miktarı için en alt sınır olarak 3-3.5 mg/lt belirtilmektedir. 5-6 mg/lt O2 içeren sularda sazan yetiştiriciliği kolay uygulanır. Oksijen miktarının sürekli 3-3.5 mg/lt düzeyinde kalması veya daha da azalması balıkları rahatsız eder. Yem alımı ve gelişme sekteye uğrar. 0.5-1 mg/lt tehlike demek olup, ölümler başlar.

Sazan sudaki erimiş oksijenin % 60'ından yararlanabilmektedir, bunu da dikkate almak gerekir.

Havuz içindeki oksijeni balıklardan daha çok diğer su canlıları tüketmektedir. Özellikle artık yemlerin ve organik artıkların parçalanması ve suda yaşayan bakteriler önemli ölçüde çoğalması zararlı sonuçlar doğurabilir. Çünkü bu olay oksijen azalmasına neden olacaktır. Su altında yaşayan yeşil bitkiler de gündüz ışık altında oksijen üretmelerine karşılık gece oksijen tüketirler

özellikle sıcak yaz aylarında sabaha karşı sudaki erimiş oksijen bitkiler ve fitoplanktonların ortak kullanımı sonucu tamamen tükenebilmekte ve balıklar için yoğun ölümler söz konusu olabilmektedir. Bu durumlarda havuza taze su vermek veya havalandırma yapmak şarttır.

Genellikle kaynak, artezyen ve çeşme sularının içerdiği oksijen miktarı, akarsulara oranla daha azdır. Temiz su açık havada sıcaklığa bağlı olarak değişen ölçüde oksijen tutma kapasitesine sahiptir.

  • 0°C 14.6 mg/lt
  • 10°C 11.3 "
  • 15°C 10.1 "
  • 20 °C 9.2 "
  • 25°C 8.3 '
  • 30°C 7.6 "

Yetiştirme havuzlarında sürekli kontrol yaparak oksijen miktarını ölçmek ve kritik zamanlarda gereken önlemleri almak yararlıdır. Havuz çıkış suyunda oksijen miktarının 4 mg/lt altına düşmemesi arzu edilir.

Oksijen ölçümü amacıyla ekte taşınabilir oksijenmetreler kullanılabilir veya laboratuvarda VVirikler yöntemi kullanılarak titrasyon yoluyla tayin yapılabilir. Bu amaçla kullanılan indikatör çözeltilerde mevcuttur.

1.3. Havuzların Planlanması ve Yapımı
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Tarla balıkçılığı yapılması karalaştırılan bir yerde toprak, doğal şartlar ve su özellikleri incelendikten sonra üretim amaçlarına uygun havuz ve tesislerin planlanması gerekir. Bu iş için öncelikle arazi ölçümü (nivelmanı) yapılır ve daha sonra gerek duyulan havuzlar, su donanımı, boşaltma ve ek yapıların planlanması tamamlanır. Plan ve projesi yapılmadan açılan gelişi güzel havuzlarda sonradan bir çok sorunlar ortaya çıkmakta ve düzeltilmesi oldukça güç ve pahalı olmaktadır.

Sazan yetiştiriciliğinde gerekli olan havuzlar birkaç grupta toplanır. Bu havuz gruplarının toplam işletme sahası içinde belirli oranlarda yer alması gerekir. Bu konuda çizelgedeki verilere uymakta yarar vardır.

  • Yumurtlama havuzları : 1
  • Yavru büyütme havuzları (t.yıl) : 10-15
  • Tüketimlik balık besleme havuzları (I ve III. yıl) : 70-75
  • Stok kışlatma havuzları : 10-20

a) Yumurtlama Havuzları

Balık yetiştiriciliğinde ilk çalışma yavru elde edilmesidir. Bazı işletmeler larva veya bir aylık gelişmiş yavru balığı damızlıkçı işletmelerden sağlamaktadırlar. Çünkü bu iş teknik bilgi ve dikkatli bir çalışmayı gerektirmektedir. Gerek duyduğu yavru balığı kendi imkanlar: ile elde etmek isteyen işletmeler yumurtlatma havuzları inşa etmek zorundadırlar. Bu amaçla 50-100 m2 büyüklüğünde, iç kısımları çim ile kaplı, taban ve yan duvarların birleştiği yerler çukur olan havuzlar kullanılır. Bu havuzlarda derinlik 40-60 cm. olmaktadır.

Yumurtlama havuzları sadece çiftleştirme döneminde su ile dolu tutulur, diğer zamanlarda mutlaka boş bırakılmalıdır. Su ile doldurmadan önce çimlerin bakımı ve kireç ile dezenfeksiyon gereklidir. Havuza alınan balıklar çiftleşmeyi tamamladıktan sonra kısa bir süre için su 50 cm. azaltılır, anaç balıklar yan taraflardaki çukurlarda toplanacağından buradan kepçe ile alınır ve havuz tekrar su ite doldurulur. Su sıcaklığına bağlı olarak 3-5 gün sonunda larvalar çıkar ve çıkıştan 3 gün sonra ince tül ağ ile toplanarak alınırlar ve sayım yapılarak yavru büyütme havuzlarına alınırlar. Bu havuzlardan 3 günlük yavru balıkları toplamak oldukça zor olmakta ve büyük dikkat gerekmektedir. Çünkü larvalar 3 gün içinde hava kesişini doldurarak serbest yüzme hareketine geçebilmektedir. 3 gün beklemeden larvaların toplanması büyük kayıplara neden olur.

b) Yavru büyütme havuzları

Bunlar 500-1000 m2 büyüklükte 60-80 cm. su derinliğine sahip toprak havuzlardır. Sayıları işletmenin büyüklüğüne göre değişmek üzere toplam su sahasının %10-15'i kadar yer alırlar. Yavru büyütme havuzları işletme içinde en iyi toprak yapısının olduğu yerde açılmalıdır. Bu havuzlar larva yerleştirilmeden 4-6 hafta önce boşaltılarak kurutulur, bakımı ve dezenfeksiyonu yapılır. Daha sonra gübreleme yapılarak larva yerleştirmeden 2 hafta evvel su ile doldurulur. Bu suretle planktonlarca zenginleşmesi sağlanır. 3 günlük larvalarda en iyi gelişme doğal yemlerin (planktonların) zengin olduğu bir ortamda sağlanabilmektedir. Bu devrede toz yemlerle besleme imkanlarıda vardı. Fakat hiçbir zaman doğal yemlerle sağlanan başarıya ulaşılamamaktadır. Bu havuzların plantonca zenginleştirilmesi yeterli olmazsa elde edilen larvalarda bir kaç hafta içinde %90-95'e varan kayıpla (ölümlerle) karşılaşmak mümkündür.

c) Tüketimlik balık büyütme (besleme) havuzları:

Bu havuzlar gelişmiş yavru balıkların besiye alınması ve tüketimlik boya (ağırlığa) kadar büyütülmesi amacıyla yapılırlar, işletmenin büyüklüğü, arazi yapısı ve su kullanım durumlarına bağlı olarak toplam işletmenin %70-75'ini oluşturur. Bu havuzlar 1000 m2 den küçük olmaz. Bakım ve besleme kolaylıkları için 4000-5000 m2 arasında büyüklükte olması elverişlidir.

Tarla balıkçılığına ayrılacak arazi, sazan baliği yetiştiriciliği için 2-3 hektar' dan az olmaması gerekir. Daha küçük bir alanda ekonomik üretim yapmak oldukça güçtür. 2-5 hektar alana sahip üretim tesisleri küçük işletmeler olarak adlandırılır. Bu işletmelerde besi havuzları genellikle 4000-5000 m2 olarak açılmakta ve kullanışlı olmaktadır. Daha büyük araziye sahip olan orta ve büyük işletmelerde doğal besinlerden de yeterince yararlanmak için besi havuzları 1-3 hektar büyüklüğünde inşa edilebilir. Havuzların konumu ve meyil yönü arazi yapısına uygun olmalıdır. Burada genel olarak yararlanılan su kaynağı ve suyun akış yönü dikkate alınır. Havuz tabanında %0.2-3 meyil bırakması yeterlidir. Bu değer daha küçük olursa su boşaltma güçlükleri doğar ve hasat zorlaşır. Meyilin daha büyük olması halinde (% 05 veya daha fazla) havuz dibi çamurunun dengeli dağılımı bozulur.

Toprak havuzlarda ara duvarlar (setler) üst yüzeyde 3 m. tabanda 7-8 m. olarak inşa edilmelidir. Setlerin su içinde (havuz içinde) kalan duvarı 1/2 dışarıda kalan duvarı 1/ 1.5 ölçüsünde bırakılır. Toprak veya kullanılan malzeme bu ölçüyü etkiler.

Duvarın üst yüzeyi, havuzda tutunan su yüzeyinden 60-70 cm. yukarda bulunmalıdır. Bu nedenle ara setler veya yan duvarlar havuz tabanından 180-200 cm. yüksek inşa edilir. Yapılan havuzun genişliği (su hacmi) arttıkça veya gevşek yapılı toprak kullanılıyorsa setlerin üst yüzeyi 5-6 m. olarak hesaplanır. Havuz yapımı tamamlanınca tabanda akış yönü istikametinde ana ve yan su boşaltma arkları hazırlanır, bunlar boşaltma ve hasat işlerinde hızlı çalışmayı sağlar. Buna ilaveten havuz çıkış savağı önüne toplama çukuru (beton) yapılması gereklidir. 2 veya daha fazla havuz çıkışı bir beton toplama çukuruna bağlanabilir. Bu daha ekonomiktir.

Tüm havuzlarda su girişi ve çıkışlarının birbirine zıt yönlerde yarı ayrı olarak yapılması daha uygundur. Birçok bakımdan kolaylıklar sağlar. Kullanılan suyun kendi akışı ile havuza gelmesi gerekir, havuz planlanması ve yapımında bu özellik çok önemlidir. Su çıkışı için beton savak (ark) kullanılır. Bu arkların yapı ve büyüklüğü, çıkış boru genişliği, havuz büyüklüğüne bağlıdır. Havuz ile ilgili tüm yapı ve inşa özellikleri önceden hazırlanan projelerde ayrıntılı olarak belirtilir ve çizimi yapılır. Su çıkış arkından sonra boşaltma kanalına verilmelidir. Bu kanala sahip olmayan işletmeler büyük güçlüklerle karşılaşır ve su tahliyesi için motopomp ve ek enerji ihtiyacı doğar. Su girişlerinin de kontrollü olması yararlı olur. Özellikle yayın, levrek ve sudak gibi etobur balıkların yaşadığı nehirlerden su almıyor ise bu balıkların sazan yavrusu havuzlarına girme imkanlarının önlenmesi gerekir. Bu amaçla su giriş yerine balık tutucu ızgaralı kafesler yerleştirilebilir. Veya su kum fitrelerinden geçirilerek havuzlara verilir.

d) Stok ve Kışlatma havuzları

Bu havuzlar doğa! şartlar ve pazarlama imkanlarına bağlı olarak değişik sayı ve boyutlarda yapılırlar. Stok havuzları pazarlanacak balıkların hasat sonrasında ayrılarak belli bir havuzda toplanması, veya gelecek yıla kalan balıkların barındırılması amacı ile kullanılır. Damızlık balıklar stok havuzlarında da barındırılabilir.

İklimi sert geçen soğuk bölgelerde donmalara karşı balıkları korumak için kışlatma havuzları yapılır. Bunlar genellikle derin olarak açılırlar. Derinlik bölgelere göre değişmek üzere 2-3 m. olabilir. Stok ve kışlatma havuzları genelde ihtiyaca göre tüm işletmenin %10-20 sini oluşturur. Ege Bölgesi şartlarında kışlatma havuzlarına gerek duyulmamaktadır. Küçük tarla balıkçılığı işletmelerinde (2-3 ha) 2 adet 1500 m2 lik stok havuzu ve 2-3 adet 200-400 m2 lik anaç stok havuzu yeterli olmaktadır.

1.4. İşletme Tipleri ve Yapılar
[Konu Başlığı] [Önceki Konu]

a) Tüketimlik balık yetiştiren küçük işletmeler:

Bunlar genellikle bakım ve besleme yoluyla tüketimlik balık yetiştirirler, yavru balıkları dışarıdan sağladıkları için yavru üretim tesislerine gerek duymazlar. Gerekli havuzlar yanında bir küçük işletme binası ve yem deposu yeterlidir. Hasatta, bakım ve beslemede kullanılan tüm gereçler bu binada korunabilir, işletme bekçisi bu binada barınabilir. Ek olarak bir yem deposu yeterlidir. Bu işletmelerin ihtiyaç duyacağı gereçler:

  • a) Çevirme ağı; balık hasadı ve balık örneklerinin toplanmasında.
  • b) Serpme ve fanyalı ağ
  • c) 2 adet el arabası
  • d) Çeşitli boyutta uzun saplı kepçeler
  • e) Balık tasnif masası
  • f) Çeşitli boyutta plastik kap ve kovalar
  • g) 1 adet terazi
  • h) Su termometresi

b) Büyük balık üretim çiftlikleri

Bunlar yoğun işgücü kullanarak entansif üretim yapan ve tüm ihtiyaçlarını kendi kuruluşu içinde karşılayan işletmelerdir. Bu işletmelerde havuzlama tesisleri yanında :

  • 1. işletme binası ve ihtiyaç duyulan gereçler,
  • 2. Yavru üretim tesisleri ve yavru geliştirme havuzları.
  • 3. Yem yapımı ve depolama tesisleri,
  • 4. Su kontrol ve analiz laboratuarı,
  • 5. Alet makine parkı gereklidir.

İşletme binası çok yönlü hizmet edebilecek şekilde yapılmalıdır, çünkü bu işletmeler teknik eleman çalıştırabilecek durumdadır. Yavru üretimi için çiftleştirme havuzları yanında, kuluçka tesisleri yapılabilir ve böylece daha iyi sonuç almak mümkün olur. Kuluçka tesisleri açık ve kapalı sistemde yapılabilmektedir.

Kuluçka tesislerinin kurulmasında sıcaklığı uygun temiz ve berrak su gereklidir. Bulanık havuz suyunu kuluçka kaplarında kullanılması iyi sonuç vermez. Açık sistemde gerek duyulan su bir defada sağlanıp, kuluçka kapları içinde devridaimde kullanılır ve çalışma tamamlanıncaya kadar ek su gerekmez. Bu tesisin kurulup çalıştırılabilmesi için gerekli teknik bilgilere sahip bir eleman (Su Ürünleri Mühendisi) gereklidir. Büyük balık çiftlikleri yavru üretim çalışmaları için bir eleman çalıştırabilmekle, kendi yavru ihtiyacını karşılama yanında diğer tüketimlik balık yetiştiren işletmeler yavru satışı yapabilmektedir. Büyük işletmeler yem yapımı tesislerini de kendi bünyeleri içinde kurabilirler genellikle dışarıdan istenilen miktar ve özellikte yem bulmak güç olmaktadır. Teknik elemana sahip olan bir işletmenin yem yapım ünitesi kurması oldukça kolaydır. Arazisi geniş olan çiftlikler bir kısım yem materyalinide kendileri üretebilirler.

Su kontrol ve analiz laboratuarında gerekli ölçümleri yapabilecek aygıtlar ve malzemeler bulunmalıdır. Bunları şöyle sıralayabiliriz.

  • a) Su termometresi
  • b) Oksijen ölçüm cihazı
  • c) pH ölçüm cihazı
  • d) Su sertliğini ölçmek için gerekli cam malzeme ve kimyasal madde.
  • e) Terazi

Bunların kullanımları da teknik bilgiyi gerektirmektedir. Alet makine parkında

  • a) 1 traktör ve römork
  • b) Ot biçme makinesi (suda yüzer tipte)
  • c) Balık taşıma kapları ve havalandırma malzemeleri (Oksijen tüpü, hortum ve çeşmeler)
  • d) Kireçleme tankı ve püskürtme gereçleri
  • e) Mazotlu ve elektrikli su motorları (en az birer adet)
  • f) Çeşitli boyutlu kepçeler ve ağ malzeme (serpme, çevirme, fam/ah)
  • g) Kasık çizmeleri ve naylon önlükler ayrıca çeşitli boyda çizme.