ARAMA MOTORU
© COPYRIGHT
Bu sitenin tasarım ve içerik hakları Sn. Mustafa AYDIN ve sitedeki TarımNet / Sayfayı Hazırlayanlar bölümünde ismi yazılı olan kişilere aittir. İzinsiz, para karşılığında kullanılamaz, kopyalanamaz ve dağıtılamaz.
DİĞER SİTELER
Volkan Derinbay
Fotokompozisyon
Briç Dersleri
Hititler
Web Dilleri
Buffy
AGV

Domain
 
TarımNet / Tarımsal Eğitim ve Yayıncılık
           


7. HABERLEŞME

7.1. Haberleşmenin Tanımı
7.2. Haberleşme Süreci
7.2.1. Kotlama
7.2.2. İletme
7.2.3. Alma
7.2.4. Kot Açma
7.3. Haberleşmede Yansıma
7.4. Algılama
7.4.1. Algılamayı Etkileyen Dış Faktörler
7.4.2. Algılamayı Etkileyen İç Faktörler
7.5. Yorumlama
7.6. Haberleşmede Başarıyı Etkileyen Faktörler

İnsanlar toplu halde yaşarlar. Toplumsal yaşamın sürdürülmesi, haberleşmeyi zorunlu kılmaktadır. Haberleşme, toplumsal yaşamın temelini oluşturur. En ilkel toplumlarda da, çağdaş toplumlarda da haberleşme önemlidir. İnsan günlük yaşamının yaklaşık dörtte üçünü haberleşmeye ayırmaktadır. Haberleşme; konuşma, yazma, gösterme şekillerinde veya bunların ortak kullanılmasıyla yapılmaktadır.

Yazının bulunması ile haberleşmese büyük ilerleme kaydedilmiştir. İlk yazı, belli bir olayın bir izi resimle anlatılması ile ortaya çıkmıştır. Bu ilk yazı biçimine "piktogram" denilmektedir. Daha sonra resimler kavramları da yansıtmada kullanılmaya başlanmıştır. "İdeografik yazı" denilen bu yazı şeklinde örneğin kuş resmi, uçmayı ifade etmektedir. Bugün kullandığımız yazı ""fonetik" yazıdır. Fonetik yazılar hece ve alfabeye dayananlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Bazı yazı şekillerinde ise bu iki şekil birleştirilmiştir. Gelişmiş yazı sistemleri genellikle alfabeye dayanmaktadır. Fonetik yazı ilk kez Mısırlılar daha sonra Sami ve Fenikeliler tarafından kullanılmıştır.

İnsanoğlunun kitle haberleşmesi yönündeki uğraşları bu buluşlarda da sona ermemiş ve 20. yüzyıl başlarında sinema devreye girmiştir. Sinema, 24 resmin bir saniye içinde göz önünden geçmesi sonucunda hareketli olarak yorumlanması temeline dayanır.

Günümüzde ise haberleşme çağının yaşandığı söylenmektedir. Birçok yapay uydu haberleşme amacıyla uzaya gönderilmiştir. Bu yönde ilk adım 1946 yılında ABD tarafından atılmış ve aya radar sinyalleri gönderilerek oradan yansıtılmıştır. 1958'de haberleşme amacıyla dizayn edilmiş ilk uydu Amerikalılar tarafından uzaya gönderilmiştir.

7.1. Haberleşmenin Tanımı
[Konu Başlığı] [Sonraki Konu]

Haberleşme (communication) latince kökenli bir kelimedir. "commun" kökünden türetilmiştir. "Commun" ortak anlamına gelir. Dilimizde haberleşme ile eş anlamlı olarak "bildirişim" ve "iletişim" sözcükleri de kullanılmaktadır. Haberleşme zaman zaman haber" sözcüğü üzerinde bir çağrışım yaratarak, yanlış anlamlara yol açmaktadır. Haberleşme ile kastedilen mana, simgeler ve diğer anlatım biçimleri aracılığı ile yapılan anlam alış verişidir. Haberleşmeyi: "İnsanlar arasında anlamları ortak kılma işlemi" olarak da tanımlayabiliriz. Diğer bir tanıma göre haberleşme, bilginin bir şahıstan diğerine geçmesi ve anlaşılmasıdır.

Simge, bir nesneyi ya da kavramı temsil eder. Var olan deneyimlerden geçen ve hakkında konuşulmak istenen herhangi bir şeye karşılık olmak ve onu temsil etmek amacıyla üretilmiştir.

Simgeler, verilmek istenilen anlamları tam olarak verilmek istendiği şekilde iletmeyebilirler. Simgeler sadece bir uyandırıcılar ve alıcının sinir sistemini uyararak beyinde bir anlamın doğmasını sağlarlar. Bu anlam ise büyük ölçüde, alıcının o simge ile ilgili geçmiş deneyimlerine dayanır, onlara bağlıdır. Bir nesnenin kendisi ile simgesi arasında her zaman bir fark olabilir.

7.2. Haberleşme Süreci
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Haberleşmenin 3 temel öğesi; kaynak, mesaj ve alıcıdır. Kaynak, belli bir bilgiyi ya da duyguyu paylaşmak amacıyla haberleşme işini başlatan kişi ya da örgüttür. Mesaj, kaynak tarafında paylaşılması arzu edilen bilgidir. Alıcı ise, mesajın iletildiği kişidir. kaynak mesajı kotlar ve alıcıya uygun bir yolla ( konuşarak, yazarak, radyo ve televizyonla vs. ) iletir. Alıcı, mesajı alır ve kendi deneyimlerine bağlı olarak yorumlar.

7.2.1. Kotlama:
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Haberleşme işleminin öncesinde, başkalarıyla paylaşılmasıyla düşünülen bilgi ya da olay kaynağın belleğindedir. Bu bilgi ya da olay doğrudan alıcıya aktarılmaz. Bunun alıcıya aktarılması için, alıcının da aynı anlamları verebileceği simgeler haline getirilmesi gerekir. Bu, işleme "kotlama" diyoruz.

Haberleşmenin olması için verilmesi düşünülen bilgiler ve mesajlar önceden kotlanmalıdır. Başarılı bir kotlama yapabilmemiz için iki noktayı dikkate almamız gerekir. Bunlardan birincisi amacımızla ilgilidir. Kaynak haberleşme işleminden neyi amaçlıyorsa, kotlamasını bu amaca en iyi hizmet edecek biçimde yapmalıdır. İkinci nokta alıcı ile ilgilidir. Kaynak, kotlama işlemini yaparken alıcıyı çok iyi tanımalıdır.

Daha önce denildiği gibi haberleşmede simgeler sadece birer uyarıcıdırlar ve alıcıların deneyleri ile birleşmedikçe ortak bir anlam taşımazlar. Haber kaynağı kotlama yaparken, alıcı kot açarken yalnızca sahip oldukları deneyimlere dayanırlar. Mesajı taşıyan simgeler bu iki dairenin kesiştiği alan içine düşüyorsa ortak bir anlam verebilir. Bu alan ne kadar genişse haberleşme o kadar kolaydır. Bu alan ne kadar dar ise haberleşme o kadar az olur. Böyle bir alanın bulunmaması halinde ise haberleşme mümkün olmaz. Ancak ortak deney alanlarının tamamen üst üste gelmesi gibi, hiç kesişmemesi de mümkün değildir.

7.2.2. İletme:
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Kaynağın kafasındaki mesajı, simgeler haline getirdikten sonra, çeşitli biçimlerde alıcıya göndermesine "iletme" diyoruz. kaynak mesajları simgeler haline getirdikten sonra konuşarak veya göstererek alıcıya iletir. İletme işleminde amaç, mesajı taşıyan simgelerin alıcılar tarafından alınmasıdır. iletmede radyo, televizyon, film vs. gibi araçlardan yararlanılabilir. İletme yalnızca simgeler yazmak değil, bunları alıcının duyu organlarına kadar taşımaktır.

7.2.3. Alma:
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Çevremizden organizmamıza ulaşan bütün fiziksel uyarıcılar gibi kaynağın ilettiği mesajlar da, iletiş biçimine bağlı olarak alıcının belli duyu organlarında birtakım etkiler yaparlar. Bu etkilerin meydana getirdiği akımlar beyne ulaştığında "alma" işlemi tamamlanmış olur.

7.2.4. Kot Açma:
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Mesajı taşıyan uyarıcıların, duyu organlarını uyarması, daha sonra beyne iletilmesiyle, alıcı bazı simgelerle kotlanmış olan mesajı almış olur. Alıcının bu mesaja bir anlam vermesi, ona belleğinde bir kot açması demektir. Şu halde ""kot açma", alınan simgelerin, kişinin kendi deneyimleri ile bağlantılı olarak yorumlanmasıdır. Bir simgeye kot açılması demek, onun alıcı tarafından anlaşılması demektir. Ancak kaynağın belleğindeki mesajın alıcı tarafından bütünüyle alınması beklenemez. Etkin bir haberleşme, kaynağın ilettiği mesajın, alıcının kafasında aslına yakın olarak canlandırılması ile sağlanabilir.

7.3. Haberleşmede Yansıma
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Kaynak tarafından alıcıya verilmek istenen mesajın, alıcıya ulaştıktan sonra, alıcının tepkilerinin kaynağa dönmesine " yansıma" veya "geri besleme" denir. Yansıma, haberleşmenin başarısı hakkında gerekli bilgiyi verebilecek öğedir. Bu sayede kaynak, sürdürdüğü haberleşme işleminin başarısını ölçmek, gerektiğinde yeni biçimler verebilir.

7.4. Algılama
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyum yolu ile yalın bir biçimde idrak etmeye (bilinç alanına lamaya) " algılama" denir. Bir şeyin farkına varılması için görme ya da duyma alanına girmesi şrt ancak yeterli değildir. Bir kalabalık grup içinde bazı tanıdıklarımızla yüz yüze geldiğimiz halde onları göremeyebiliriz; bir işle meşgul iken çok konsantre olmuş istek radyodan gelen müzik kulağımıza ulaştığı halde onu algılamayabiliriz. İnsanların çevresindeki fiziki uyarıcıların farkına varmaları başlıca "dış" ve "iç" olmak üzere iki faktör tarafından etkilenir.

7.4.1. Algılamayı Etkileyen Dış Faktöler:
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

1. Zıtlık ve aykırılık: Birbirine zıt ya da aykırı olan uyarılar insanların dikkatini çeker. Örneğin yayım eğitiminde "önce" ve "sonra" karşılaştırmaları yeniliklerin benimsenmesini kolaylaştırır. Bunun gibi yüksek bir ses, parlak bir renk, çok zayıf, çok uzun ya da çok şişman veya çok kısa insanlar, gazete manşetleri, farklı giysiler çok daha kolay akılda kalır veya hatırlanır.

2. Canlılık: Canlı, hareketli ve heyecan veriyi olaylar kolay unutulmaz. Örneğin ilaçlanmış ve ilaçlanmış parsellerdeki ürünün görünümü, bir zehir etiketi veya enerji hattı üzerindeki kuru kafa resmi insanların dikkatini çeker. Bu tip uyarıcıların algılanması ve algılananların akılda tutulması daha kolaydır.

3. Tekerrür: Tekrar etme öğrenmeyi kolaylaştırır. Tekerrür eden olaylar daha uzun süre akılda tutulur. Haberrleşme metotlarının uygulanmasında bu husus dikkate alınmalıdır.

4. Tazelik: Aktüel olan, üzerinden uzun zaman süresi geçmemiş olan olayların etkisi daha fazladır. Örneğin yeraltı sularından yararlanma ile ilgili bir konudaki eğitim, kuraklığın sürdüğü bir dönemde verilirse daha etkili olacaktır.

5. Benzerlik: Daha önceki deneyimlerimize dayanarak, birbirine benzeyen olayları daha kolay hatırlarız. Algılamada benzer öğeler arasındaki ilişki kurulur. Hoşa gitmeyen davranışlara, beğernilmeyen kişiler arasında ilişki kurulması buna bir örnektir.

6. Yakınlık: İnsanlar birbirine yakın olan uyarıcılar ve mesajlar arasında ilişki kurarlar.

7. Tamamlama: İnsanlar algılama sırasında tam olmayan şeyleri tamamlama eğilimindedirler. Bunlar tammış gibi algılanırlar. Yazılarda eksik, ya da yanlış harflerin bazen hiç fark edilememesinin sebebi de budur. İnsanlar uyarıcıları, alıştıkları biçimde yorumlamak eğilimindedirler. Eğer bu paragrafın üçüncü cümlesinde, yanlış yazılmış kelimenin farkında olmamışsanız, bilinç altınızdan bu kelimedeki noksan harfi(r) tamamlamışsınız demektir. Ancak sınavlarda bu hata yine de affedilmez, eğer sınavı değerlendiren de aynı noksanlığı bilinç altından tamamlamadığı taktirde bu bir hata olarak değerlendirilecektir!

7.4.2. Algılamayı Etkileyen İç Faktörler:
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

İç etmenler, algılama yapan bireye bağlıdır; "geçici" ve "sürekli" olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Geçici iç etmenlerin en önemlisi bireylerin algılama olayı esnasındaki ihtiyaç ve arzulardır. Bireyler belirli bir andaki ihtiyaç ve arzularına hitap eden uyarıcılara daha fazla dikkat ederler. Başkalarının giyimleriyle, bir giyim eşyası almak istediğimiz zamanlarda daha çok ilgileniriz. Ramazan ayında yemek hakkında sohbetler daha sık yapılır.

Sürekli iç etmenler, farkına varmadaki seçme işleminde en önemli rolü oynayan etmenlerdir. Bireylerin kişilikleri, dünya görüşleri, değer yargıları gibi temel özellikleri sürekli iç etmenler oluşturur.

7.5. Yorumlama
[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Duyu organlarına çarpan ( ulaşan ) çevresel uyarıların yorumlanması, farklı yer ve zamanlarda, farklı şekillerde olabilir. Burada ayrıntıya inmeksizin mesajların yorumlanması işlemine ve yorumlanmaya etki eden faktörlere bir göz atalım.

Yaptığımız yorumlar, bir olaya verdiğimiz anlamlar, geniş ölçüde geçmiş yaşantımızda kazandığımız deneyimlere bağlı olacaktır. İnsanlar geçmiş yaşantılarının her türlü deneyini, zihinlerinde düzenli bir şekilde saklarlar ve örgütlerler. Buna "zihinsel tasarım" denir.

Geçmiş yaşantılar bizde belli inançlar, değerler, görüşler ve beklentiler de oluşturur. Aldığımız mesajları, sahip olduğumuz değer yargıları ile birlikte değerrlendiririz. Bu bakımdan aynı mesaj, zıt görüşlü kişiler tarafından farklı şekilde de yorumlanabilir. Sevilen kişilerin kusurlarının, sevilmeyenlerin ise iyi yönlerinin kolaylıkla görülmemesi bunun bir örneğidir. Algılama sırassındaki ortam da, yorumu etkileyebilir. Beklenmedik bir sesi yolda yürürken duyduğumuzda başka, uçakta duyduğumuzda ise çok daha başka şekilde yorumlamamız bunun bir örneğidir. Bireylerin algılama sırasındaki ihtiyaç ve arzuları da yorumlamalarını etkiler. Yapılan bir araştırmada, buzlu cam arkasından gösterilen vazo gibi yuvarlak şekilleri yiyeceğe benzetenlerin, daha çok açıkmış kişiler olduğu tespit edilmiştir.

7.6. Haberleşmede Başarıyı Etkileyen Faktörler
[Konu Başlığı] [Önceki Konu]

Haberleşme sürecini incelerken gördüğümüz gibi kaynak, alıcı ile paylaşmak istediği mesajı kotlamakta ve iletmekte, alıcı ise bunu almakta ve kodu çözümleyerek, mesajın içerdiği anlamlara sahip olmaktadır. eğer alıcının kot çözümlemesi sonucu elde ettiği anlamlar, kaynağın kotlama yapmadan önce sahip olduğu ve iletmek istediği anlamlara yakın ise, bir başka deyişle mesaj bozulmadan alıcıya ulaşmış ise haberleşme işleminde başarı sağlanmış sayılabilir. Ancak bir eğitimci gözü ile bakıldığında bilginin ya da fikrin bozulmadan alıcıya iletilmesinin yeterli olduğu söylenemez. İletilen mesajın, alıcı üzerinde önceden amaçlanan doğrultuda etki meydana getirmesi, yeni bir davranışa yol açması gerekir. Bu sebeple "haberleşmede başarı şartları" derken, yalnızca alıcıların iletilen mesajı bozulmadan almalarını sağlayıcı şartları söz konusu etmiyoruz. Aynı zamanda mesajın alıcı üzerinde işletilen yönde bir etki meydana getirmesine katkıda bulunacak şartları da incelemeyi zorunlu görüyoruz.

İnsanların çeşitli bilgilere sahip olması, onların bu bilgilerle tutarlı bazı davranışlar göstermelerini gerektirmeyebilir. Bilginin davranışa dönüşebilmesi için, doğruluğu ve geçerliliği yanında, uygulama için bir motivasyon ve gerekli ortam şarttır.

Yeni fikirlerin kabullenmesinde insanları motive eden (harekete geçiren) birçok faktör vardır. Bu faktörleri fiziki faktörler, sosyal faktörler ve ekonomik faktörler olarak üçe ayırabiliriz. Yeni tecrübeler kazanmak, iş emniyeti, boş zamanın artması fiziki faktörlerdendir. Sosyal faktörlerin başında toplumda saygınlık ve prestij kazanmak gelir. Ekonomik faktörlerden bazıları: çocukların eğitimi, tüketilen malların miktar ve çeşidinin artırılması, daha iyi yaşam ve gelirdir. Bütün bunların dışında yeni bir şey öğrenmek, daha zor problemleri çözmek için istek yaratır.

Buraya kadar verilen bilgilerin ışığı altında, haberleşme başarıyı etkileyen faktörleri başlıca dört başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; mesajın dili ve içeriği, sunuluş biçimi ve zamanı, mesajın önerisi ve grup etkisidir. Şimdi bu faktörleri kısaca açıklayalım:

Mesajın Dili ve İçeriği Alıcıyla "Ortaklık" Yaratmaya Elverrişli Olarak Düzenlenmelidir.

Haberleşmedeki en büyük problemlerden birisi, haberleşen tarafların, değişik simgelere sahip olması yanında, aynı simgeye değişik anlamlar vermeleridir. Alıcının davranış değişikliği benimsemelerini istiyorsak, mesajı taşıyacak simgelerri seçerken, alıcının bizimle aynı anlamı vermesini sağlayacak olanları kullanmalıyız.

Mesaj, Alıcının Dikkatini Çekecek Bir Biçimde ve Zamanda Sunulmalıdır.

Mesajın iletilme şekli ve zamanı da başarıyı etkiler. Önce de belirttiğimiz gibi, simgelerrin alıcının duyu organlarına ulaşmasıyla haberleşme tamamlanmış sayılmaz. Mesajın, alıcının dikkatini çekecek tarzda hazırlanmış olması da şarttır. Birçok değişik mesaj arassından, alıcının bizim mesajımızı seçmesinde, mesajın sunuluş biçimi yanında "zamanlama"sı da büyük rol oynar.

Mesaj Alıcının Bir İhtiyacını Karşılamalıdır.

Tarımsal yayımın amacı, çiftçilere davranış değişikliği meydana getirmek olduğuna göre, haberleşmede verilen mesajların bunu sağlayacak nitelik taşıması beklenir. İnsanların davranışlarını değiştirmeleri ihtiyaçları ile ilgilidir. İhtiyaçlarımızı tatmin ederken en kısa ve en yararlı yolu seçmek isteriz. buna göre bir mesajın etkili olabilmesi için, ihtiyaçlara uygun olması ve kısa zamanda sonuç vermesi beklenir. Mesajın önerdiği davranış değişikliği gerçekleştirildiğinde, alıcının birtakım ihtiyaçları karşılanmış olmalıdır.

Mesajın Önerdiği Davranış Değişikliği, Alıcının İçinde Bulunduğu Grupla Çatışmasına Meydan Vermemelidir.

İnsanlar, topluluk halinde yaşayan varlılardır. Herkes, bağlı bulunduğu grupların normlarına uymak suretiyle düzenli ve rahat bir hayat sürmek ister. Haberleşme suretiyle alınan mesaj, grup tarafından onaylanmıyorsa mesaja uyulması güçleşir. Yok eğer mesaj grupça onaylanıyorsa, birey tarafından öncelik verilmesi ve benimsenmesi daha kolay olacaktır.

Tarımsal yayım açısından toplumun etkisine bir örnek olarak merinos koyunlarının domuza benzetildiği için yetiştirilmesinin olumlu karşılanmadığı köylerimizi gösterebiliriz. Buralarda bazı çiftçiler merinos yetiştiriciliğinin karlı olduğunu ve dini açıdan bir sakınca taşımadığını bilseler bile, grup baskısından çekindikleri için merinos yetiştiriciliğini benimsemeleri zor olmuştur.